İnsanın Sözü Doğru Olmayınca Kalbi Doğru Olmaz.
İnsan, hem düşünen hem de konuşan bir varlık olarak yaratılmıştır. Konuşma, insanların birbirleriyle iletişim kurmasını, düşüncelerini aktarmasını ve insani bağlarını güçlendirmesini sağlar. Ancak konuşmanın niteliği, insanın karakterini ve iç dünyasını da yansıtır. Bir insanın sözü doğru değilse, yani yalan söylüyor, hile yapıyor veya sözleriyle insanları aldatıyorsa, bu onun iç dünyasının da bozulmuş olduğunu gösterir. Bu nedenle, "İnsanın sözü doğru olmayınca kalbi doğru olmaz" sözü, insanın ahlaki yapısı ile konuşmalarının birbiriyle bağlantılı olduğunu anlatan önemli bir ifadedir.
Bir başka deyişle Söz ve Kalp Arasında sağlam bir bağ vardır.
İnsanın sözleri, kalbindeki niyetlerin ve düşüncelerin bir yansımasıdır. Dürüst bir insan, iç dünyasında da temiz ve doğru olmaya gayret eder. Ancak bir insan sürekli olarak yalan söylüyorsa, bu durum onun kalbinde bir bozulma olduğunu gösterir. Kalp, manevi olarak insanın iyiye veya kötüye yönelmesini belirleyen bir merkezdir. Eğer bir insanın kalbi kötü niyetlerle doluysa, bu onun sözlerine de yansıyacaktır.
Birçok kültürde, dinde, öğretide dürüstlük ve doğruluk büyük bir erdem olarak kabul edilir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.), cahiliye döneminde de dürüstlüğü ve güvenilirliğiyle tanınmıştı. Daha kendisine peygamberlik verilmeden önce “El-Emin” (Güvenilir) lakabını almıştı. O, nübüvvet öncesi bile yalan söylemeyi ve insanları aldatmayı büyük günah olarak görmüş ve insanları her zaman doğru sözlü olmaya teşvik etmiştir.
Doğru sözlü olmak, insanın hem kendi hayatında hem de toplum içindeki konumunda önemli bir rol oynar. Doğru sözlü insanlar, güvenilir olarak bilinir ve saygı görürler. Aile, arkadaşlık, iş hayatı ve sosyal ilişkilerde güven, dürüstlük üzerine kurulur. Eğer bir insan sürekli olarak yalan söylerse, zamanla çevresindekilerin güvenini kaybeder ve yalnızlaşır.
Bunun yanı sıra, yalan söylemek insanın kendi iç huzurunu da bozar. Sürekli olarak yalan söyleyen bir insan, söylediklerini hatırlamak zorunda kalır ve bir yalanı başka bir yalanla örtmeye çalışır. Bu da zamanla büyük bir yük haline gelir ve kişinin psikolojisini olumsuz etkiler. Doğru sözlü bir insan ise her zaman iç huzurunu korur ve zihinsel olarak daha sağlıklı bir yaşam sürer.
Doğal olarak söylenen yalan kalbi etkiler. Yalan söylemek, insanın vicdanını da olumsuz etkiler. İlk başlarda bir insan yalan söylediğinde vicdanı rahatsız olabilir. Ancak zamanla yalan söylemeyi alışkanlık haline getirdiğinde, vicdanı bu duruma duyarsızlaşır. Kalbin katılaşması ve duyarsızlaşması, insanın manevi olarak zayıflamasına neden olur. Bu durum, kişinin sadece sözlerinde değil, eylemlerinde de bozulmalara yol açar.
Yalan söyleyen bir insan, bir müddet sonra karşısındakilere söylediği gibi kendisine de yalan söylemeye başlar. Gerçekleri çarpıtarak kendini haklı çıkarmaya çalışır ve kendi hatalarını görmez hale gelir. Bu da kişinin hem kendisine hem de çevresine zarar vermesine neden olur. Oysa bir Müslüman asla yalan söylemez. Rivayete göre, Ebu’d-Derda ile Resulullah (a.s.m) arasında şöyle bir konuşma geçer:
- Ebu’d-Derda: Yâ Resulallah! Mümin hırsızlık yapar mı?
- Resulullah (a.s.m): Evet, bazen olabilir.
- Ebu’d-Derda: Peki, mümin zina edebilir mi?
- Resulullah (a.s.m): Ebu’d-Derda hoşlanmazsa da "Evet!”.
- Ebu’d-Derda: Peki, mümin yalan söyler mi?
- Resulullah (a.s.m): "Yalanı ancak iman etmeyen kimse uydurur.” (Kenzu’l-Ummal, h. No: 8994).
Bir Müslüman doğru sözlü ve ilkeli olmalıdır. Doğru sözlü olmak, sadece ahlaki bir erdem değil, aynı zamanda bireysel ve toplumsal anlamda birçok fayda sağlayan bir özelliktir. Hayatında yalana ihtiyaç duymayan insan toplumun güvenini kazanır, İç huzuru olur ve bu davranışları ile toplum düzenini korur
“İnsanın sözü doğru olmayınca kalbi doğru olmaz” ifadesi, insanın iç dünyası ile dış dünyasının birbiriyle bağlantılı olduğunu vurgulayan önemli bir gerçektir. Kalbi temiz ve dürüst olan bir insanın sözleri de doğru olur. Ancak sürekli yalan söyleyen bir insanın kalbi zamanla bozulur ve manevi olarak zayıflar. Bu yüzden her insanın doğruluk ve dürüstlük ilkesine bağlı kalarak yaşaması, hem kendisi hem de toplumu için en sağlıklı ve huzurlu yoldur.