Müteahhit Burhan Kabukçu:
Ozanlar; Doğduğum, Büyüdüğüm, Feyz Aldığım, Saf Temiz İnsanlarıyla Çok Mutlu Olduğum Mahallemdir
Ben Burhan Kabukçu. 1955 yılı Adapazarı Ozanlar Mahallesi Dip sokak doğumluyum. Bize mahallede Kabukçular derler.
Babamın babası Mehmet Dedem. Mehmet Kabukçu. Büyüklerimizden duyduğumuz, Çanakkale’ye savaşa katılıyor. Ne dirisi ne ölüsü, gelmiyor. Kuvvetle muhtemel Çanakkale şehidi.
Babaannem Radiye. Karadere’den imiş. Dedem gibi babaanneme de yetişemedim. Allah her ikisine de gani gani rahmet eylesin.
Ben Ozanlar’ın İlk Muhtarı Halil Kabukçu’nun Yeğeni, Mustafa Kabukçu’nun Beşinci ve Son Çocuğuyum
Babamlar üç kardeşler. Yaş sırasına göre, Halil Kabukçu, Mustafa Kabukçu, Nevriye Uziş. Ben Mustafa Kabukçu’nun en küçük oğluyum. Ailenin Nermin Dedeoğlu, Hikmet Kabukçu, Şükran Yılmaz ve Orhan Kabukçu’dan sonraki, son ve beşinci çocuğuyum.
Ailemizin en büyüğü Halil Amcam, Ozanlar köyü mahalle olarak Adapazarı Belediyesi’ne bağlandığında, 1944 senesi derler, mahallemizin ilk muhtarı. Uzun boylu, sert mizaçlı, mücadeleci biriydi. İsmet Paşa’nın savaşta özel birliğinde savaşmış bir büyüğümüzdü. Aşırlar’dan Makbule Yengemizle evliydi. Çocukları olmadı.
Babam Mustafa Kabukçu Sert Mizaçlı Biri, Annem Emine Kabukçu İse Mülayim Çalışkan Çok İyi Bir İnsandı
Babam Mustafa Kabukçu, orta boylu, abisi gibi o da sert mizaçlı, okuma yazma bilen, daha çok çiftçilikle uğraşan biriydi. Ben iki yaşındaymışım; 1957 yılında, daha 52 yaşındayken vefat eti. Ben tabii ki hatırlamıyorum.
Annem Emine Kabukçu. Selanik kökenliydi. 1924 Mübadelesinde gelmişler, Karaman Köyüne. Dayım Hüseyin Atıcı, köyün ağasıydı. Sevilen sayılan biriydi. Annem çok çalışkan, mülayim çok iyi bir insandı. 42 yaşında dul kalmasına rağmen beş çocuğunu aslanlar gibi büyüten bir kahraman kadındı. Mahallemizde de herkes bunu bilir, annemi takdir eder.
Hikmet Abim Donatım’da Köy Hizmetlerinde çalıştı, emekli oldu. Cabbar biriydi. Arkadaşlarıyla beraber gezmeyi, yemeyi içmeyi, para harcamayı severdi. Onun Yüksel, Fikret, Nagihan ve Mustafa adında dört çocuğu var.
Küçüğü Orhan Abim de hem fizik hem huy olarak Hikmet Abi’me benzerdi. Vagon Fabrikası’ndan emekliydi. Cami Sokağın sonunda bakkal işletirdi. Orhan Abi’mden Metin, Yasemin, Halil adlı üç yeğenim var.
Mahalleden Oyun Arkadaşlarım; Ali Kürem, Necmi Hepbiçer, Civciv Şükrü, Osman-Şaban Meğreli, Eyüp Alkan
İlkokula Büyükgazi İlkokulu’nda başladım. Bir ara İstanbul’da Kazlıçeşme İlkokulu’nda da okudum, ablamın yanında. Sonra tekrar Büyükgazi İlkokulu’na döndüm. Orada bitirdim. Diş doktoru Ali Kürem de sınıf arkadaşımdır.
Mahallede, oyun oynadığım çocukluk arkadaşlarım Ali Kürem, Necmi Hepbiçer, Civciv Şükrü, Osman Meğreli Abi ve Şaban Meğreli, Nihat Çalışır, Arif Emül, Ercan Tokuz, Eyüp Alkan, Sami Kaydırak, Ertuğrul Kaydırak… Hepsi oyun arkadaşlarımızdı.
Mahalle Arasında Futbol, Çelik Çomak, Mile Oynardık. Osman Meğreli ve Kara Vedat Hepimizi Yenerdi
En çok futbol oynardık. Cami Sokakta, caminin önü boştu. Orada top oynardık. Eyüp Alkan’ların evinin önünde. Çelik çomak oynardık. Mile, baş oynardık. Kuytak açıp açıp mileleri içine sokmaya çalışırdık.
Osman Meğreli ve kardeşi Şaban Meğreli, oyunlarda çok iyiydi. Kara Vedat’ta bizden büyük olmasına rağmen gelir oynardı. O da çok başarılıydı.
Futbolda ben kaleciydim. İyi kaleciydim ama. Reşat Topaloğlu ve Eyüp Alkan iyi futbolculardı.
Seçmelerde Penaltı Kurtarınca Ekrem Karaberber Beni Sakaryapor Genç Takımına Aldı. Ama Vagon Fabrikası Çırak Okulunda Okuduğumdan Futbola Devam Edemedim
İyi kaleciydim demiştim ya. On üç - on dert yaşlarındayken, Sakaryaspor seçmelerinde katıldım, kaleci olarak. Seçmelerde Şeker Tarafındaki kalede bir penaltı kurtardım. Ekrem Karaberber Hoca, beni hemen 13-15 yaş grubundaki Sakaryaspor takımına aldı. Ama ben bir yandan da Vagon Fabrikasının çırak okuluna devam ettiğimden maalesef Sakaryaspor’a devam edemedim.
Mahallemizdeki Ozanspor’da yıllarca kalecilik yaptım. Çok iyi kaleciydim gerçekten. Okumasaydım, kesin Sakaryaspor’da oynardım, belki Milli Takıma da gidebilirdim. Nasip değilmiş.
Bazen mahallemizin kızlarıyla da istop oynardık.
Hikmet Abim, Şeker Mahalle-Merkez ve Karakamış -Merkez Hatlarını Kuran, üç Minibüs Sahibiydi Ama Ben Okuyayım Diye Beni Minibüslerimize Muavin Olarak Bile Bindirmedi
Şeker Mahalle - merkeze minibüs hattını Hikmet Abim kurdu. Sene 1968. üç minibüsümüz vardı. O yıllarda, kimsede doğru dürüst araba yokken. Karakamış - Çarşı hattını da Hikmet Abim kurdu. Adapazarı - Eskişehir arası hattında da bir minibüsümüz vardı. Orhan Abim de bir minibüste şoförlük yapıyordu. Kendi minibüsümüzde yani. Durumuz gayet iyiydi.
Hikmet Abim benim minibüsçü olmamı hiç istemiyordu. Okumamı istiyordu. Okumam için, kendi minibüslerimize muavin olarak bile bindirmedi beni. Allah razı olsun. Annem de Vagon Fabrikası çırak okuluna gitmemi istedi. Tamam dedim.
13 Yaşında Vagon Çırak Okuluna Başladım. Sınıf Arkadaşlarım: Ergün Atalay, Cemal Yaman, Cevat Keser
Ozanlar Mahallesinden Vagon’un çırak okuluna ilk giden de benim. Bugünkü sanat okulu diyelim. Sene 1968. On üç yaşındaydım. Bin kişiden fazla çocuk sınava girdik. O zamanlar Vagon Fabrikasının çırak okulu çok meşhurdu. Bitirdin mi yurt dışına veya diğer fabrikalara da imtihansız işe girebiliyordun. İyi sanatkârlar yetiştiriyordu.
Binden fazla çocuk sınava girdik. 120 kişi alındı. Ben 29’uncu olarak kazanmıştım. Bugün Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, bugün Demiryol İş Sakarya Şube Başkanı Cemal Yaman, Pamukova Belediyesi Eski Başkanı Cevat Keser, Söğütlü Belediyesi Eski Başkanı Ertuğrul Özcan, bazı doktorlar vesaire de var aralarında; hep sınıf arkadaşlarımdır. Dört seneydi. On yedi yaşına gelince de Vagon Fabrikasında mecburi hizmetle işe başladım.
Askerliğimi Ankara’da Çankaya Köşkü’nde Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ü Koruyarak Yaptım
Fabrikada askere kadar üç yıl kaynakhanede çalıştım. Askere gittim. Önce Sivas Temeltepe’de özel birlikteydim. Acemiliğimde.
Sonra da 6. Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ün özel muhafız alayına Ankara’ya gönderildim. On beş ay da Çankaya Köşkü’nde görev yaptım. Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk, İstanbul Florya Köşkü’ne geldiği zaman da orada görev yaptım Görevimiz cumhurbaşkanımızı korumaktı.
22 Yıl Süren Adapazarı Vagon Fabrikası Serüvenim, 1990 Yılında Ticaret Yapmak üzere İstifa Etmemle Sona Erdi
Askerlik sonrası, 1977 başlarında tekrar Adapazarı Vagon Fabrikası’na döndüm. 1982’de Demiryol Sendikası yönetimine girdim. Şube Başkanımız Enver Toçoğlu’ydu. İşyeri baş temsilcisiydim.
1968’de çırak okuluna öğrenci olarak adım attığım Adapazarı Vagon Fabrikası serüvenim, çalışma hayatım, yirmi iki sene sonra, 1990’da ticaret yapmak amacıyla istifa etmemle sona erdi.
1999 Depremi Sonrası Ada Grup’u Kurdum. SATSO Binası Başta Olmak üzere Birçok Stad, Hastane, Otopark, Okul, Sağlık Ocağı, İşyeri Yaptık
Panda Dondurmaları başbayiliğini üstlendim. Doğu Marmara Başbayiliğini. Altı yıl sürdü. Baktım o iş bana göre değil. Dondurma işinden çekildim.
1990’da aynı zamanda kooperatif işine girişmiştim. Ozanlar’da 150 dairenin üzerinde inşaat yaptım. Depremde hiçbir inşaatıma bir şey olmadı. İnsanların burnu bile kanamadı, çok şükür.
1999 Depreminden sonra Ada Yapı İnşaat malzemeleri şirketini kurdum. Daha sonra da Ada Grup İnşaat’ı kurdum. Son 25 yıldır SATSO Binası, Müftülüğün yanındaki beş katlı Büyükşehir Otoparkı, Serdivan Zorlu Okulu, Kömürpazarı’nda Mahmut’un Fırını arkasındaki İmam Hatip Ortaokulu, Toyota Hastanesi, Korucuk’ta Sakarya üniversitesi AMATEM Hastanesi başta olmak üzere birçok sağlık ocağı ve işyerleri inşa ettik. Akyazı ve Sapanca Stadyumlarını da biz yaptık.
Büyüklerden Duyduğumuza Göre Osmanlı Dönemi Ozanlar’ı, 23 Hane, 23 Avludan İbarettir. Avlu Avlu Tek Tek Sayalım
Büyüklerimizden işittiğimiz şudur: Osmanlı döneminde, yani iki üç asır önceki Ozanlar Köyü 23 Hanedir. 23 Avludan İbarettir.
Tamamı da Manav denilen yerli Türklerdir.
Ozanlar Köyü, 1944 yılında Adapazarı Belediyesi’ne bağlı bir mahalleye dönüşmüş. İlk muhtarı da amcam Halil Kabukçu seçilmiş.
Muhtarın evinden yani Kabukçu Hanesinden başlayarak, esas Ozanlar’ı bir saymak gerekirse: Kabukçılar bir, Alkanlar iki, Zahmanlar üç, Civelekler dört, Çavuşlar (Şenoğlular) beş, Pehlivanoğulları altı, Ferliler yedi, Altıntaşlar (Gökçen Abiler) sekiz, Özdemirler (Topçu Enverler) dokuz, Emüller on, Tezbaşlar (Çolak Orhanlar) on bir, Topçular (İsmet Topçu ve Hoca Behiceler) on iki, Tarmanlar (Biçicioğlular) on üç, Köylü İbrahimler (Emlek) on dört, Nalbantoğlular (Ekiciler) on beş, Karaosmanlar (Topaloğlu) on altı, Körmehmetler (Hepbiçerler) on yedi, üçkerdeşler (Ali, Mustafa, Apti) on sekiz, Zacılar (Kelebek Lütfüler) on dokuz, Türkyılmazlar (Şevket ve Fikret hocalar) yirmi, Kulaksızlar (Saim Danışlar) yirmi bir, Zahireci Hacı Ömer Amcalar yirmi iki, Korucu Seyitler yirmi üç.
YARIN: Ozanlar’dan Yetişen Büyüklerimiz: Faik Kürem, Ünal Ozan, Mehmet Atay, Galatasaraylı Enver Özdemir, Fabrikatör İbrahim Alkan