Boykot denildiğinde, İsrail’in Gazze’deki zulmüne destek veren firmaların ürünlerini satın almamak akla gelir. Bu tabii ki bizim dünya görüşümüze göre yaptığımız bir tariftir.  Bu duruş, hassasiyeti olan insanlar tarafından bir buçuk yıldan uzun süredir devam ettirilen bir mücadeledir. Bazı firmaların mali kayıplar yaşadığı, hatta bazı şubelerin kapandığı gözlemlenmiştir.

Gazze’de yaşanan vahşetin, maddi destekçilerine buradan yapabileceğimiz neler varsa gayretle çalışmanın adıdır boykot. Maddi kayıplarını en az canları kadar seven Siyonistler e verilebilecek en caydırıcı yol bu yoldur. Tarih boyunca Yahudilerin en iyi anladığı dilin ekonomik zarar olduğu bilinmektedir. Hatırlayalım,  Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hayber Kalesini kuşattığında, kale çevresindeki hurma ağaçlarının kesilmesini emretti. Böylelikle Yahudiler kendi içlerinde ayrılığa düşerek savaşmaktan kaçındılar çünkü hurma ağaçlarını kaybetmek istemiyorlardı. Şimdi elimize boykot baltası onların ürünlerini almamaktır.

Mübarek Ramazan ayında, bu boykotun daha da güçlü şekilde uygulanması gerekmektedir. Ancak ne yazık ki toplumun bir kısmında bu hassasiyeti görememekteyiz. Bazı insanlar alışkanlıklarını gerekçe göstererek boykottan kaçınmakta ve kendilerini bu konuda avutmaktadır. Oysa İsrail’in Gazze’ye bomba yağdırdığı bir ortamda, zulmü destekleyen firmalardan alışveriş yapmak vicdanen kabul edilemez bir durumdur. Bu noktada, hepimizin çocukluğunda duyduğu Hz. İbrahim’in ateşini söndürmeye çalışan karıncanın hikayesi hatırlanmalıdır. Karınca, ağzında taşıdığı küçücük su damlasıyla ateşi söndüremeyeceğini bilenlere, "Ben tarafımı belli ediyorum; ateşi söndürmek Allah’ın işidir" diyerek cevap vermiştir. Biz de bugün, bir ürünü almamakla büyük bir etki yaratamayacağımızı düşünenlere rağmen, tarafımızı belli etmek zorundayız.

Siyonistlere yapılacak boykot için bilinçsiz insanımız "Bu firmalar trilyonluk bütçelere sahip, bizim almamamızla zarar mı edecekler?" diyerek boykotu küçümsemektedir. Ancak bu düşünce, kendimizi kandırmaktan başka bir şey değildir. İnanç, büyük engelleri yıkabilir. Önemli olan azim, ısrar, gayret ve istikrarla devam ettirebilmektir. Bu nedenle, moral bozmadan, motivasyonumuzu düşürmeden boykota kararlılıkla devam etmeliyiz.

Firmaların batması ya da kâr etmesi bizim önceliğimiz değildir. Önemli olan, zulmün karşısında olduğumuzu göstermek ve Gazze halkını yalnız bırakmadığımızı ilan etmektir. Sonuç bizim için belirleyici değildir; biz üzerimize düşeni yapmalı ve bu duruşu sürdürmeliyiz.

Bu arada boykotu bir bilinç ile yapmamız gerektiğini özellikle vurgulamamız lazım. Malum son günlerde bazı siyasiler boykot çağrıları yapmaktalar. Bunların maksadı belli. Bunca zamandır Siyonist markalara yapılan çağrılara kulak tıkayanların neyi kimi boykot ettiklerini iyi takip etmeliyiz.

Son söz olarak, bizim boykot anlayışımız çocukların öldürüldüğü bir ortamda çaresiz olmadığı bilinci ile elinden bir şeyler geldiğinin farkında olan insanların tepkisidir diyoruz.