Yetişkinlerini sık sık artık camilerde çocuk seslerinin daha az duyulduğu ve genç nesilde istenilen tutumdan her geçen gün uzaklaştıkları yönünde yakınmalar var. Peki, biz yetişkinler bu durum için neler yapıyoruz?

Belki de durumu en iyi şekilde olumluya çevirebileceğimiz bir vakitteyiz. Ramazan ayı hem bireysel hem kolektif olarak maneviyat ve inancın bir ibadet kadar davranışsal ve duygusal olarak ön plana çıktığı bir dönem. Özellikle şimdi sorumluluk biz büyüklerde. Yeni nesile bir şeyleri aktarırken onların ihtiyacı olan, onların kendi dilinde bunu ifade edebiliyor olmak çok önemli. Elbette Ramazan ayı içinde çocuklara nasıl yaklaşmamız gerektiği ile ilgili bazı hassasiyetler bulunuyor.

1.     Yaşa Uygunluk: Öncelikle hitap ettiğimiz yaşa uygun açıklamalar yapmamız önemli. Çocuğun bilişsel seviyesine göre Ramazan'dan bahsedelim. Eğer daha küçük bir yaşta ise paylaşım ve sabır vurgulanırken, biraz daha büyük çocuklarda maneviyat konusu konuşulabilir. Pozitif bir dil kullanarak bahsetmek, ceza veya zorluk kavramlarını vurgulamaktan daha kıymetli. Özellikle diğer insanları anlamak, empati ve sabır geliştirme üzerine durduğumuzdan çocukların duygusal gelişimine de katkı sağlamış olacağız.

2.     Rol Model Olma: Çocukların sosyal öğrenme ile aralarının çok iyi olduğunu unutmayalım. Çocuklar söylenenden çok gördüklerini yapmaya meyillidirler. Eğer sabır, paylaşım, maneviyat hakkında konuşacaksak konularda iyi bir model olmak Ramazan'ı içselleştirmeleri için daha anlamlı olacaktır.

3.     Fiziksel Zorluklar: Ramazan için katılım sağlarken fizyolojik yeterliliklerini göz önünde bulundurmalıyız. Daha küçük yaş gruplarında tekne orucu dediğimiz yarım gün oruç veya katılımcı olmaları için iftar sofrasını kurmada toplamada yardım gibi görevler verip sürece dâhil edebiliriz.

4.     Değerleri Benimseme: Çocukların yaptıkları istendik davranışlar sonucunda ödüllendirme yerine içselleştirmeyi sağlamak için manevi değerleri ve anlamları vurgulayalım. Aidiyet duygusunu güçlendirmek için iftar ve sahur masalarında onlara da yer ayıralım.

5.     Eğlenceli Öğretim Tarzı: Yine katılım ve içselleştirmek açısından eğlenceli ve öğretici aktiviteler ile Ramazan'ı anlatabiliriz. Ramazan takvimi hazırlamak, hikâyeler anlatmak ya da şükür kavanozu yapıp bayramda kavanoza attığımız yazıları hep birlikte okuyarak yaşa ve algıya uygun bir anlatım türü seçmiş oluruz.

6.     Soru - Cevap: Sorularına dürüst ve saydam cevaplar verelim. Farzımuhal "neden oruç tutuyoruz?" diye soran çocuklar için "oruç sabırlı olmayı ve paylaşmayı öğrenmemize yardımcı olur, sadece yemek içmekten uzak kalmak değil, aynı zamanda ruhumuzu ve kalbimizi iyilikle doldurmaktır" diyebiliriz.

7.     Zorlayıcı Yaklaşımlardan Kaçınma: Bu dönemde şiddetle kaçınmamız gereken durumlar baskı, zorlama, korkutma ve cezadır. Küçük yaşta istemediği halde oruç tutması için zorlanan çocuklar kendilerini baskı altında hissederler ve suçluluk hissi travmatik olabilir.

8.     Bedensel ve Psikolojik Sınırlar: Bedensel sınırlarını anlayıp buna göre onlara rehberlik edelim. Oruç tuttuğumuzdaki zorlukları fazlaca vurgulamak oruca ve Ramazan ayına karşı kaygı ve korku oluşturabilir. Çocuğu sürece dâhil etmek isterken onu kendi günlük rutinlerinden ve yaşayışından uzaklaştırmayın.

9.     Kıyaslamalardan Kaçınma: Akranlar arasında "bak o tutuyor, sen tutmuyorsun" gibi kıyaslamalar yapmak çocuğun öz saygısını ve özgüvenini zedeleyebilir.

Mümkün olduğunca çocuklar için bu süreci bir açlık ve sabır testine dönüştürmekten ziyade, Ramazan ayının sadece oruçtan ibaret olmadığını paylaşım iyilik ve manevi değerler gibi yönlerini daha çok vurgulayalım.